Kodlama

Algoritmik Düşünme Nedir?

Kabul edelim, Siri ile konuşan ve bundan oldukça keyif alan çocuklarımız var.

Elektriğin içerisine doğan bir nesiliz ve onsuz yaşamanın ne olduğu hakkında bir deneyime sahip değiliz. Benzer bir şekilde 21. Yüzyıl çocukları teknolojik eserlerle dolu bir dünyanın içerisine doğdular ve teknolojisiz yaşamanın ne olduğu hakkında bir fikre sahip değiller. Doğdukları andan itibaren bebek telsizleri ile başlayan, elektrikli diş fırçaları ile devam eden ve akıllı telefonlara kadar ulaşan teknolojiyle çevrililer. Görünen o ki gelecekte henüz daha adını telaffuz etmediğimiz daha nice teknolojik cihazlar ile dolu bir dünya içerisinde büyüyecekler. Doğal olarak içine doğdukları ve sürekli maruz kaldıkları bu dünyayı bizden daha iyi tanıyorlar.

Bu sebeple bazen tüm çocuklar bize birer dahi olarak gözüküyor olabilirler. Fakat gerçek durum görünenden biraz daha farklı olabilir. Henüz iki yaşında youtube açabilen çocuklarımız birer deha değil, sadece bizim oyuncak arabamızın/bebeğimizin yerini almış oyuncağını günlük hayatlarının birer parçası olarak kullanıyor olabilir. Fark ettiyseniz bütün çocuklarımız bu yeni oyuncaklarını çok güzel oynuyorlar, fakat nasıl çalıştıklarını anlamakta zorlanıyorlar. Çünkü onlar, bizim zamanımızda olduğu gibi oynadıkları oyuncakları parçalarına ayırıp nasıl çalıştığını anlayabilecek bir fiziksel imkâna sahip değiller. Buna ilave olarak çok hızlı ilerleyen teknolojiyi takip eden hızlı bir eğitim sistemine sahip de değiliz. Bazen de içine doğmadığımız teknolojik karmaşıklık içeren bu dünyayı, çeşitli uzman görüşlerine “bizim zamanımızda biz telefon oynamaz şöyle böyle yapardık…” diye başlayan cümlelerde eklenince içimizde oluşan huzursuzluk veya kaygı sebebi karşımıza alıyoruz.


Lakin gerçekler farklı işliyor. 21.yüzyılda başarılı olacak insanlardan beklenen beceriler eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme üzerine kuruludur. Bu yüzyılda çocuklarımızın bu yeteneklere haiz olması, gelecekte yapacakları işler açısından kaçınılmaz gözüküyor. Ancak elimizde bütün bu özellikleri kazandıracak çok güçlü bir argüman var. Literatürde “Computational Thinking” diye adlandırılan ancak bizim anlaşılması açısından algoritmik düşünme diye tercüme ettiğimiz bir olgu.

Peki algoritmik düşünme nedir?

Algoritmik düşünme bir bilgisayarı karşınıza alıp kod yazmak değildir, gerçek hayat problemleri karşısında tıpkı bir makineye nasıl çalışması gerektiğini adım adım anlattığımız gibi bir düşünme biçimi geliştirebilmektir. Çocuklarımız gelecekte doktor veya avukat olabilir, ancak yapacakları her işte başarılı olmak için ezbere dayalı olmayan bir düşünce biçimine ihtiyaç duyacaklar. Bugün emekleme aşamasında gördüğümüz bazı teknolojiler (yapay zeka vb.) cerrahi operasyonların nasıl yapılması gerektiği hakkında çözüm sunan, hukuk davalarında neredeyse tecrübeli hâkimler kadar yerinde karar veren bir seviyeye ulaştılar. Dolayısı ile çocuklarımız, gelecekte hangi meslek ile uğraşırsa uğraşsın etraflarını sarıp sarmalayacak bu yeni teknolojik düşünce biçimini öğrenmek durumundadırlar. Biz de tam bu sebep ile Küçük Mühendisler Atölyesi olarak algoritmik düşünme becerisinin tıpkı yeni bir dil öğrenmek gibi erken yaştan itibaren verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Okul öncesi dönem de içerdiği yaş grubu itibarı ile erken yaş döneminin çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu sebeple de bu dönem algoritmik düşünme biçimini geliştirmek adına atabileceğimiz çok güçlü adımların ilk tohumlarının yeşerdiği dönemi içermektedir.

Dolayısı ile diyebiliriz ki: okul öncesi dönem için algoritmik düşünme becerisini kazandırmak adına özel olarak çabalamamızın altında hep yukarıda saydığımız çok güçlü sebepler yatmaktadır 🙂